Geçmişten Bugüne Şekercizade

 

Hikayemiz, 1800’lerin sonunda büyük dedemiz Şekerci Recep ile Bulgaristan’ın Kırcaali topraklarında başladı.


Recep Dede’nin Türkiye’ye göç etmesinin ardından, oğulları Kadir ve Salih dedelerimiz Balıkesir’in Kepsut ilçesinde tahin ve helva üretimine başladı. O dönemde, lezzet ve özenin kuşaktan kuşağa aktarılacak en değerli miras olduğunu bizlere öğreteceklerinden habersizdiler.


Atalarımızdan bu yana, 100 yılı aşkın süredir nesilden nesile aktarılan bilgi ve reçeteyle; yalnızca atalık tohumdan elde edilen yerli susam ve geleneksel yöntemlerle katkısız tahin ve sadece pancar şekeri ile tatlandırdığımız helva üretimimizi sürdürüyoruz.


Bugün beşinci kuşak torunlar olarak, bu mirası yaşatıyor ve dengeli beslenme anlayışıyla üretilen doğal içerikli ürünlerimizi Balıkesir sınırlarının ötesine taşıyarak sizlerle buluşturuyoruz.

 

Bu hikâye, yalnızca üretimle değil; ait olduğumuz toprakların kültürüyle de şekillendi. Şekercizade’nin görsel kimliğinde yer alan Efe figürü, bu bağın ve taşıdığımız tarihsel sorumluluğun bir yansımasıdır.

 

Şimdi sizi Şekercizade Efesi ile tanıştırıyoruz.

Milli Mücadele döneminde Anadolu’nun her yerinde kurulan çeteler, Kurtuluş Savaşı’nda işgal kuvvetlerine karşı mücadele verdi. Bu mücadelede yalnızca erkek efeler değil, birçok kadın efe de yer aldı. Bugün Anadolu’nun farklı bölgelerinde, yöreden yöreye çeşitlenen zeybek dansları bu mücadelenin güçlü bir simgesi olarak, büyük bir gurur ve bağlılıkla yaşatılmaya devam etmektedir. Bizler de Balıkesir'den çıkan bir marka olarak bu köklü gelenek ve Balıkesirli Efeler’den aldığımız ilhamla senelerdir kullandığımız logomuzu, 100 yılı aşkın tarihimizin sorumluğuyla güncelledik.

 

Şekercizade olarak, geçmişten bugüne taşıdığımız bu mirası; yine geçmişten aldığımız ilhamla; emeğe, geleneğe ve ait olduğumuz topraklara duyduğumuz saygıyla yaşatmaya devam ediyoruz.

Image